2 Mart 2022 Çarşamba

Volim kusmuğu

 Selam hacı

Oooo buralar toz içinde kalmış. Şu penceleri açayım havalansın bari buralar. Hay amk ya yüzüme örümcek ağı yapıştı heh heh hee.

Uzun zamandır buraya gelmiyorum hacım. Sebebini soracak olursanız, söylerim ama çok uygun olmaz zira işimden kovulunca, piyasada da iş olmayınca mecbur diyip  bulaşıkçılığa başlamıştım. O dönem bir şeyler yazmayı denedim fakat günde 12 saat tabak yıkamaktan kollarımda derman kalmadığı için yazdığım yazı yarım kaldı. Tamamlamayı denedim ama o duyguları hissedemediğim için kalan devam yazım bok gibi oldu. Bende sikerim anasını diyip oracıkta bıraktım. İyi de yapmışım.

Eski okuyucularım bilir ben buraya bir şeyler yazarken asla düşünmem, bazen harf hatalarını bile düzeltme gereği duymam. Daha önceki yazılarımda bundan bahsetmiştim. Burası benim kafamı hunharca boşaltma yerim ve moralim bozuk olunca gelir buraya kusar giderim ve kustuklarımı incelemem. 

Dediğim gibi hacım yaklaşık 7 aydır bulaşık yıkıyorum. Paramparça oluyorum, ayaklarım ellerim yara bere içinde. Parçalarım sağa sola dağılmış bir kısmı koltuğun altına kaçmış diğer kısmı kirli tabakların içine. Bulup toparlayamıyorum. İçimdeki bir kaç damla gücü bir araya getiriyorum bir şeyler yapıyorum yine olmuyor. Çaresizliğe gömülüyorum. Sonra hırslanıp yeniden saldırıya geçiyorum sonra yine vazgeçiyorum. Arada bir manitacılık olaylarına girdim ondan da bir sikim olmadı. Zira kadın milletinin ne derece tuhaf varlıklar olduğunu söylemiştim. Kimse bana ilgi göstermiyor diye ağlayıp, ilgi gösterimce ben sıkıldım diyecek kadar enteresan varlıklar. Neyse bunları siktir edelim hiç kafamızı bulandırmayalım hacım.

Geçen gün arkadaşlarla bir şeyler içelim diye dışarıya çıktık. Ama yemin ediyorum bacaklarım tutmuyor. Ayağımın ağrısı o kadar büyük ki kendimi bulduğum ilk sandalye'ye atıyorum sürekli. Sonra ortamdan ve kendimi kaybetme istediğiyle önüme geleni içtim hacım. Bir noktadan sonra her şey kesit kesit gelmeye başlayınca aha tamam ben oldum  aq dedim. Kafamda yerini bulunca  kendimi oynarken buldum aq. Ki benim oynama olayım imkansıza yakın bişe. Zaten yıldız tilbe gibi oynadığıma yemin edebilirim. Hehehehe.. Ama oynarken bacaklarımın kopmak üzere olduğunu hissettim aldırmadım hacım. Günün 12-13 saatini ayakta molasız geçirince bunlar olabiliyor. Neyse Hoplamaya devam aq diyip eğlenmeme baktım. Arkadaşlara  hacılar;  bu kadar yeter  artık diyip mekandan çıktık. Kafam çok iyi  he ve keyfim yerinde gülüyorum amuğa koyim diyorum falan. İnsanlarla sohbet ediyorum ara ara :D  ve o an aklıma eski mahallemde oturan laz reşo adlı bir adam geldi aklıma. Adam ayıkken kimseye selam vermez ama 2 bira içtim mi önüne gelene sarılır, öper, sohbet ederdi. İşte o gün kendimi bu adam gibi hissettim anasını sikeyim. Mekan çıkışı yanımda bulanan ayı ali; tanıdık tekeli gaza getirip bana rica, minnet, yakarış ile volim adlı içkiyi içirdiler. Yeşil renk olanından. Şunu baştan söyleyeyim  o volimi icad edenin ustanın, o içkimsi şeye onay verenin, tadımını yapan, ruhsatını çıkaranın ve  satan herkesi tek tek götünden sikeyim. O lanet şey tüm gecemi iptal etmekle birlikte ertesi gün boş midemi 2 defa kusturmayı başarmış bir içkimsidir. Bir insan onu nasıl içer aq aklım almıyor. Sabah tadı her ağzıma geldiğinde kustum. Beraberinde karın ağrısı ve müthiş derece baş ağrısı getirdi. Volim içmeyin içirtmeyin hacılar. İçeni görürseniz ağzının ortasına 45 numara ayakkabınızla şöyle sağlam tekme atın ama emin olun hiç bir şey olmamış gibi kalkıp yoluna gidecektir. O alkolü içen avatardır, terminatördür. Hejeheh

Dedim ya uzun zamandır kendi  mesleğimden iş bulamadığım için bulaşık yıkıyorum diye. Bu işlerden yorulup, kendimi toparlayarak iş görüşmelerine başladım. Size daha önce şeffaf olmayan işi gücü politik doğruculuk ya da palavracı insanlardan uzak durmanızı uzın uzun anlatmıştım. Ve bu tip insanlardan gerçekten sıkıldığım için mesleğimi bıraktım. Cebimdeki son parayla simit hesabı yaparken  kol saatimi sattım. Kadıköy' ün en iğrenç pansiyonlarında afgan ve suriyeli mültecilerle aynı odayı paylaştım.  Tuvalet kapısı kırık, yastıkları sapsarı olan boktan pansiyonlar da horul horul uyudum.

Geçen gün orta büyüklükte bir şirket benimle iletişime geçti. Önce online görüşme sonrasında  uygun görülürsem 2. görüşmeye  hak kazanacaktım. Ee tabii ki görüşme olumlu geçti ve diğer müdürle görüşme imkanı buldum. Bu kadar boktan bir görüşme yapacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Kendimi en zor soruları hazırlarken -mail atmayı  biliyor musun? Gibi saçma,iğrenç bir soruyla karşılaştım. Cevap bile verirken kısık sesle evet diyebildim. Donup kaldım hacım. çalışanlar bu kadar mı kötü hale geldi. Görüşmemiz bitince işin olmadığını anladım hacılar. Anlamamak için salak olmak lazım zaten. Ve en önemlisi volim içmişken başıma gelen mide ağrısının aynısını yaşamaya başladım.

Neyse bunları kabullendim şirketi kafamdan sildim attım hacım. Midemdeki baskı ve sancıdan kurtulmuştum. Derken dün telefonuma gelen mail ile  karnımdaki sancılar yeniden başladı. Gelen mail ise şöyle

Merhaba bay x; sizinle yaptığımız görüşme bizim için gerçekten olumlu fakat başka aday ile devam etme kararı aldık. Sizin cv' nizi notlarıma kayıt ettim ve ilk ihtiyaçta ve başka pozisyonlarda sizinle hemen iletişime geçeceğim. (Tamamen palavra) şeffaflığa ihtiyaç duyuyorum bazen.

Karnımdaki sancılar 2 katına çıktı ve hemen kusma isteği duydum. Nasıl da özlememeşim ben bunları diye düşündüm aq. İnsanlar bulunduğu konum itibariyle bu kadar basit ve net şekilde yalan söylememeleri gerekiyor ama işte malzememiz bunlar. Sabah kalktığımda ağzımda yine volim tadı olduğunu hissettim ve kusma ihtiyacımı giderdim :D ama ne tuhaftır ki   o akşam volim içmedim sadece atılan iğrenç samimiyetsiz,palavra dolu mail ve konuşmalar geldi aklıma.  Ve hacım kafamda midem gibi tepki veriyor artık. Bu  tip olaylara volim muamelesi yapıp kusmamı sağlıyor. Gerçekten emin olun hacılar, aynı odayı paylaştığım afganlar, sifonu çalışmayan o izbe pansiyon bile midemi bu kadar bulandırmamıştı.

Selamatle  mahalle muhtarınız  :D








































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Maske

 Selam hacı. İnsanlar, çocukluktan çıkıp aklını başına aldıktan sonra çevresini ve toplumu takip ederek, yaptığı gözlemlerden sonra o toplum...