21 Mayıs 2020 Perşembe
Yanlış güç
Mümtaz sinemadan eve dönerken kapıda annesi karşıladı. Kendisine 2 saattir ulaşmaya çalıştıklarını söyleyip telefonunun neden açık olmadığından şikayetçi olup, yaptığı iş görüşmesine geri bildirim olduğunu ve yarın saat 9 Da iş görüşmesi için randevu verildiğini duydu. Mümtaz haberi duyunca sevinçten kulakları ağzına vardı. Fakat bir yandan da kendine kızıyor, tam 1 aydır beklediği iş nasıl olur da sinemaya gittiği güne ve saate denk gelirdi. Acaba telefonda ne konuştular diye düşündü sonra keşke ben konuşsaydım diye kendine kızdı. Nerden gitmişti sinemaya. Mümtaz sabah erken saatte kalkmış randevu saatinden yarım saat önce görüşme yapacağı şirkete gelmişti. Yaşanan aksiliklerden dolayı 9.30 insan kaynakları mert ile görüşme odasına geçebildi.yarım saat fazla beklemişti ama olsun dedi mümtaz, çünkü uzun süredir bu işi bekliyordu. Konuşmanın tam ortasında yönetici mert çay almak için yerinden kalktı. Mümtaz eğer bir gün iyi bir yerlere gelirsem görüşme esnasında kesinlikle kalkıp gitmeyeceğim dedi. Çünkü bu olay karşıdaki insanı küçüksemek demekti. Mert çayını aldıktan sonra mümtaza sigara içiyor musun diye soru yöneltti. Herşey güzel giderken nerden çıktı bu soru diye aklından geçirdi mümtaz, zira sigara içiyordu. Sigara içtiğini duyan mert’in birazdan suratı ekşidi ve diğer sorulara geçti. Görüşme bittiğinde mümtaz çok mutluydu çünkü sorulan sorulara hemen ve net şekilde cevap vererek bilgili olduğunu kanıtlamıştı. Şirket çıkışında mümtaz biraz soluklanmaya ve düşünmeye karar verdi. Sırtını dayadığı kolondan gelen serinlik onu rahatlatmıştı. Mümtaz saatine bakarken az önce konuştuğu yönetici mert’in elinde sigarayla çay keyfi yapıtığını gördü. Mümtaz içinden eğer bir gün elime güç geçerse çalışanlarıma asla yalan söylemeyeceğim ve görüşme yapacaksam 1 ay sonra aramayacağım,bütün işleri disiplinli ve şeffaf şekilde ilerleyecekti.
Mümtaz işe başlayalı tam 1 ay olmuştu. İşyeri arkadaşlarından hakan ile yakınlaşmıştır. Bazen iş çıkışlarında beraber oturup 2 bira içerlerdi. Böylelikle hafta boyunca yaşamış oldukları stresten biraz uzaklaşmış oluyorlardı. Hafta başında yönetici mert çalışanların performansını yükseltmek için kendi astlarına belirli bir araştırma yapmalarını ve bu araştırmaya paralel olarak performans yükseltmek için gerekli fikirleri istemekteydi. Mümtaz 1 hafta boyunca yaptığı araştırmaların neticesinde performans yükseltmek için çok güzel fikirlere sahip olmuştu. Bunu yönetici mert’e göstermek istiyordu fakat mert o gün çok sinirli gözüküyordu. Mümtaz bu araştırmayı gösterirsem acaba ne der diyerek vazgeçti ve yakın arkadaşı hakana göstermeye karar verdi. Hakan gördüğü araştırmadan çok fazla etkilendi ve aa bende böyle bir şey çalışıyorum diyerek mümtazı tebrik etti. 2 gün sonra yönetici mert bütün çalışanlarına öğlen toplantı olacağını duyurdu ve hakanın sunum yapacağını duyurdu. Öğlen ufak bir toplantıdan sonra hakan sunumunu yapıyordu fakat mümtaz sunumu görünce kıpkırmızı oldu. Zira hakanın yaptığı sunum mümtaz dan gördüğü sunumun aynısıydı. Sadece kelimeleri değişmiş bazı cümleler ve önemli yerleri renklendirilmiş başlıklar vardı. Toplantı sonunda yönetici mert mümtaz’a dönerek hakanı biraz örnek alması gerektiğini söyledi. Ve mümtaz içinden iş yaşamında yaptığı şeyleri herkesten saklayarak yapması gerektiğini ve başkalarının fikirlerini çalmanın çok iğrenç birşey olduğunu fark etti. İnsan ilişkilerinin eğitiminin verilmesini ve işyeri olsa bile çalışanlara etik kuralların eğitiminin verilmesi gerektiğini düşündü. Mümtaz çalışkanlığıyla herkes tarafında parmakla gösterilmekteydi. Ama bu yetmiyordu. Mümtaz nerede hata yaptığını anlamak istiyordu ama bulamıyordu. Mümtaz iyice içine kapanık hale dönüşmüştü verilen işleri isteksiz yapıyordu buna karşılık istifada edemiyordu. Bakması gerektiği bir ailesi olduğu düşüncesi onu mutsuz çalışan robota dönüştürmüştü. Mümtaz içinden eğer iyi bir yere gelirsem, çalışkan zeki ve atılgan personelin her zaman korunup kollanması gerektiğini geçirdi aklından. Fakat mümtaz hiçbir zaman yükselemedi. Gücün kendi gibi birinin eline geçmediği sürece kendisinin de yükselemeyeceğini fark etti. mümtaz artık yürüyen cesede dönüşmüştü...
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Saygısız
Selam hacı. Geçen gün YouTube’ta gezerken 1960’ larda bir röportajına denk geldim. Röportaj veren kadın o kadar güzel konuşuyor ki kanal d anahaber sunucusu Buket aydın’ dan daha iyi diksiyona sahip. Ve bu konuşan kadın, spikerler gibi özel kurslara gitmemiş sadece sıradan biri. Büyük ihtimalle sizde o videoyu izlemişsinizdir. Sadece konuşma değil giyim tarzları bile muhteşem.
Fotoğraftaki ablamız Buket Aydın’dan daha iyi giyiniyor bence. Birde tır şöförü abimiz var şu karizmaya bakar mısın? Hacı. Bir de şimdiki tır şöförlerine bak adam içerde beyaz atlet giyiyor. Yolda giderken camdan aşağıya looopa diye balgam sallıyor. Hadi onu bırak Demet Sağıroğlu’ nun müziklerine bakın bir de Demet Akalın müziklerine bakın, arada dağlar kadar fark var. İnsanlanın trilyonları dahi olsa eskisi kadar karizma olamıyorlar. İnsanlar her noktada doyumsuz hale geldikçe hep itici olmuşlardır benim gözümde. İtici hale geldikçe karşısındaki insana saygı duymaz hale geliyor. Ve bu noktadan sonra saygısızlık başka boyut kazanıp işler çekilmez hale geliyor. Bu saygısızlıklarla inanılmaz sıkıntılar çıkıyor ortaya benim açımdan. Bir gün Yorgun argın eve gitmek için kadıköyden otobüse bindim hacı. Otobüste 2 tane yan yana boş koltuk buldum ve narin popomu sere sere yolculuğa koyuldum ama nasıl mutluyum nasıl sevinçliyim yer bulduğum için üstelik Yanımda kimse oturmuyor. 2 durak sonra yanıma bir adam oturdu 35 40 yaşlarında. Tabii ben takıntılı bi manyak olduğum için yan yan süzüyorum adamı 😁 sonra bu abi elindeki poşeti açıp tavuk dürüm ayran yemeğe başladı. Lan şaka değil amk. Ağzını şapurdatması ayran böyle 30 saniye boyunca çalkalaması, lokmayı yuttuktan sonra ohhh demesi, çıldırmamak elde değil. Lan amk Şempaze kılıklı insansı yaratık, tamam eyvallah aç olabilirsin ama şu yemek işine otobüse binmeden önce halledemez misin. İnsanların önünde şapur şupur yemek çok mu hoşuna gidiyor. Hiç mi insanlara saygın yok lan hadi insanları geçtim kendine de mi saygın yok at ağızlı puşt. Topluluk içinde nasıl davranacağını bilmiyorsan çıkma dışarı amk. Hayatın boyunca neye saygı duydun ki insanlara saygı duyasın. Toplum içinde etik kurallar vardır hacı, bu kurallar bir yerde yazmasa bile diğer insanlar rahatsız olmasın adına vardırlar ve bunlara maximum derecede uyulması gerekiyor. Hayır amk ben senin telefonundan yüksek sesle açtığın maçı dinlemek zorundamıyım ya da senin Kocaman götün koltuğa sığmıyor diye benim koltuğuma doğru kayıp benim huzurumu kendin için bozmak zorundamısın amk. Götün çok büyükse arka koltuklara otur, niye beni cama doğru ittirip 2 büklüm yolculuk yapmama neden oluyorsun ha puşt. Uzak durun benden aq ya da uyardığım zaman homurdanmayın. Azıcık saygılı olun lan. O değilde yazarken bile sinirlendim yemin ederim. Bu yüzden hacı ben bu dönemden hiç memnun değilim. Eski zamanların yaşam biçimi daha çok uyuyormuş bana onu anladım hacı abi. Eski dönem anılarım canlanınca benim ızdıraplarım da artıyor. Kadını kadın değil, siyasetçisi siyasetçi değil, insanları insan değil, komşuluk desen bitmiş,sanatçısı kalmamış :) yazarı bitmiş. Sanki kör karanlıklarda ilerliyorum hacı. Boktan bi duygu
2 Mayıs 2020 Cumartesi
AKAKİY AKAKİYEVİÇ LANETİ
Gogol’un palto kitabının ana karakteridir. Eğer okumadaysanız kesinlikle tavsiye ederim hacılar. Okumayanlar için ufaktan konuya girelim bakalım. Akakiy denen abimiz devlet memurudur. Böyle bildiğimiz sıradan saçları dökük sessiz sakin aldığı 3 kuruşla geçinmeye çalışan ezik bi tiptir. Diğer memurlarla iletişim kuramaz onlarla çaya çorbaya çıkamayan asosyal bi tiptir. Hem bu nedenle hemde fiziki yapısından dolayı sürekli diğer memurların alay konusu olur. Bunların üstüne sırtındaki parçalanma durumuna gelmiş eski püskü palto eklenince işler çekilmez hale gelir. İş arkadaşları durur mu hiç fırsat bu fırsat paltoyla sabahlık diye dalga geçerler. Akakiy abimiz paltosunu terziye götürüp yamamak ister ama palto yama tutacak halde değildir. Tek çare yeni palto diktirmektir. Aylarca aç yatıp para biriktirip paltosuna kavuşur. Detaylara girmiyorum hacı yoksa yazı bitmez amk. Neyse paltosu dikilince akaki abimiz çocuklar gibi mutlu olur. İş arkadaşları akaki’yi ilk defa mutlu görürler. Ama bu Sevinç’i kursağında kalır hacılar maalesef. Akakiy abimiz gece çay partisinden dönerken birileri tarafından dövülüp paltosu çalınır. 2 gün sevinemedi adam amk dediğinizi duyar gibiyim. Neyse paltosunu bulmak için birçok yere başvurur başından def ederler. Bağırıp aşağılarlar. Zaten ezik bi tip olduğu için sesinide çıkaramıyor. Bu hengamede Akakiy abimiz hastanıp ölür. Sonra bi gün şehirde bi söylenti çıkar. Birisi önüne gelen herkesin paltosunu çalmaya başlar. Bazıları akaki’ nin ruhu olduğunu iddia edip hortladığını söylerler. Hatta buna bağıran polis amirinin gelip paltosunu alır. Adam akakiy’nin yüzüne görünce altına işer resmen. Herkes tırsmış durumdadır. Neyse Konuyu şuraya başlıyorum hacılar. TÜRK milleti akakiy akakiyeviçtir. Ensesine vurup aldınız lokmalarını, hep kendinizi ve akrabalarınızı doyurdunuz. Halka hep yüz çevirdiniz evet siz Türk siyasetçileri.Akakiy akakiyeviçlerin laneti üzerinize olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Maske
Selam hacı. İnsanlar, çocukluktan çıkıp aklını başına aldıktan sonra çevresini ve toplumu takip ederek, yaptığı gözlemlerden sonra o toplum...
-
Selam hacı. İnsanlar, çocukluktan çıkıp aklını başına aldıktan sonra çevresini ve toplumu takip ederek, yaptığı gözlemlerden sonra o toplum...
-
Selam hacı. Bu ülkede o kadar çok şey gördüm ki artık vicdanım kaldırmıyor. Umudum da çok önceden tükenmişti zaten. Sen hayatının büyük bir ...
-
Selam hacı . Bugün yine her zamanki gibi canım çok sıkkın. Bu sıkkınlık nedeni ile yine buraya geldim. Burayı tilkinin dönüp dolaştığı kürk...

